Dikkat Dikkat

DİKKAT DİKKAT!!!

Çok sevdiğim ve görüşlerine değer verdiğim bir arkadaşım yazılarımı okuduktan sonra “Belkıs neden kendi hikayeni anlatmıyorsun? diye sordu. Bunun üzerine biraz düşündüm. Bu yazıda düşündüklerimi sizlerle de paylaşmak istiyorum. 

İlk aklıma gelen şu oldu.  Aslında yazdığım her şey zaten benim kendi hikayem değil mi?

Kendi zeminimde (yaşanmış deneyimlerim, öğrendiklerim, biriktirdiklerim)  olmayan bir şeyi dışarıda ve başkalarında ne kadar görebilirim?

Siz benim baktığım yere baksanız aynı şeyleri görür müsünüz ?

Örneğin gazetemi okurken Malala’nın Oxford mezuniyeti ile ilgili minik bir haber dikkatimi çekiyor. (25 Haziran 2020 tarihli Rezilyans yazım) Çünkü Malala’nın hikayesi, kişilik özellikleri, değerleri, dünya görüşü gibi bazı unsurlar benim deneyimlediğim benzerleri ile örtüşüyor. Bana güç ve ilham veren duyguları tetikliyor. Benim yaşantımda bir karşılığı var ki ben onu fark ediyorum. Oysa eğer siz bir bankacıysanız, o gazetede ilk dikkatinizi çeken belki Euro kuru oluyor.

Buna algıda seçicilik diyebiliriz. Yani biz dünyayı kendi gözlüklerimizden görüyoruz. Kendi referans çerçevemize göre algılıyoruz, değerlendiriyoruz ve yorumluyoruz. 

Aynı şekilde size anlatmak istediklerimi de Malala’nın hikayesini simge olarak kullanarak anlatmayı seçiyorum. Belki kendi hikayemi bu ortamda paylaşacak kadar cesur olmadığım için. Kim bilir? Kendi duygu ve düşüncelerimi Malala’nın hikayesine bilinçli bir şekilde yansıtarak size anlatıyorum.

Şimdi zihnimde şöyle bir projeksiyon aleti hayal edin. Zihnimdeki hikayeleri sürekli dış dünyama yansıtıyor. Boş beyaz bir film perdesine yansıtır gibi.

Doğduğumuz günden itibaren biriktirdiğimiz deneyim, düşünce, inanç, yargı ve varsayımlarımızdan oluşan iç gerçekliğimizin bir temsilini dış dünyamızda görüyoruz. İçerideki senaryo dışarıda izleyeceğimiz filmi belirliyor. Buna da yansıtma diyebiliriz. Çevremizdeki dikkatimizi çeken ve bizi tetikleyen her şey bize kim olduğumuzu geri yansıtıyor. Aslında baktığımız her yerde kendimizi görme fırsatımız var. Yeter ki farkında olabilelim.

Şimdi hemen diyeceksiniz ki bir baksana şu dünyanın haline. Bunu da mı benim zihnim yarattı? Bütün bu kaosun sorumlusu ben miyim yani?  Tek başınıza siz değil belki ama evet. Maalesef insan zihni yarattı. Ve bütün bu kaosun içinde şu olan bitene gösterdiğim tepki ve bu zor günleri nasıl yaşadığım ise benim seçimim.

Dolayısıyla tanıklık ettiğiniz dış gerçeklikten pek de memnun değilseniz, değiştirmeye içeriden başlamanızı öneririm. Ben kendi adıma öncelikle gözlüklerimi temiz tutmaya çalışıyorum. Kendimi tanımaya ve farkındalık çalışmaya yatırım yapıyorum. Muhtemelen de mezara kadar bununla uğraşacağım.

Dikkat dikkat !!! Benim sihirli değneğim; “neye dikkat ettiğime dikkat etmek”.